10 Ağustos 2018 Cuma

Sadeleşme Yolculuğum 3- Tersten Minimalizm Oyunu

Önceki yazılarımda nasıl biriktiğimi ve sadeleşmeye nasıl başladığımı anlattım.


Sadeleştikçe zihnim ferahladı, aynı zamanda etrafım ferahladı. Beni mutlu etmeyen, işime yaramayan eşyaların gereksiz yer kaplaması, tozlanması ve beni uğraştırması çok anlamsız gelmeye başladı. Kullanmadığım sevmediğim bir çok gereksiz eşyalardan kurtuldum, işe yarayabilecek olanları gerekli yerlere ulaştırdım. Ancak yine de gereksiz olan ama çeşitli sebeplerle kıyamadığım eşyalar var. Kullanmıyorum ve muhtemelen kullanmayacağım ama türlü türlü bahaneler üretip onları elimden çıkaramadım. Baktıkça beni huzursuz ediyorlar, kimini çok ucuz buldum diye kimine çok para verdim diye, kimini zamanında çok sevdim diye, kimi hediye diye , kimini anı diye neredeyse çöp olmuş eşyaları bile tutuyorum. Sadeleşmenin huzurunu görünce bu gereksiz eşyalar daha da gözüme batmaya başladı. Kendime bulduğum bahaneler de saçma gelmeye başladı. Örneğin hediyeler için Marie Kondo'nun Derle Topla Rahatla kitabında yazdığı şey çok mantıklı geldi.Hediyenin işlevi karşı tarafı mutlu etmektir, bize verildiklerinde mutluluk verdiler ve işlerini yaptılar. Bize şuan mutluluk vermiyorlarsa işlerini tamamlamışlardır ve artık onları elimizden çıkarmalıyız. Bunları okuduğumda gerçekten hak verdim yine de temizlik esnasında elim gidip de kurtulamadım. Aynı kitapta yazar  düzenlemeden önce hayal kurmamızı nasıl bir ortamda yaşamak istediğimizi ve nasıl bir hayat istediğimizi düşünmemizi söylüyor. Ben düşündüğümde az eşyanın olduğu toparlaması kolay ve baktığımda bembeyaz bana huzur veren bir odada olmak isterim. Çekmeceyi açtığımda her şeyi üstten görebileyim bir şeyler aramakla uğraşmayayım, kitaplığım ferah dursun kolay temizlensin, Gardırobumu açtığımda sevmediğim bir şey olmasın. Yine yazar diyor ki tamamı çok sevdiğiniz kıyafetlerden oluşan bir gardırop hayal edin daha mutlu olmaz mısınız? Cümleleri aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum. Bu kitapla ilgili pek çok yazı ve video var artık, ben 2 kez okudum 3. 4. 5. kez okuyacağıma da şüphem yok. Okudukça daha başka açıdan da bakıyorum. Aslında kitabın dili kendisi karmaşık ve derin değil, sadece sadeleştikçe bakış açım değişiyor.

Evden çıkardığımız tamamı gereksiz onca eşyaya rağmen hala çıkarmam gerekenler var. Bir evde bu kadar ne olur diyenleriniz varsa inanın temizlemeye başlayana kadar varlığını bile fark etmediğiniz yüzlerce eşya çıkar çoğu evden. Bizim alt katımızda bodrum var ve oradaki 3 odayı depolama için kullanıyoruz. Yer fazla oldukça insan eşyaları anlamsızca tutuyor. Bebeklik kıyafetlerim, beşiğim bile duruyordu şu 2 haftaya kadar ve ben 21 yaşında tek çocuğum. Giyebilecek kardeşim bile yoktu ki bir bahanesi olsun. Neyse ki annemi ikna edebildim ve birkaç özel parçayı saklayıp kalanlarını elimizden çıkardık.

Ben hatıralara da eşyalar üzerinden anlam yükleyen biriydim. Çocukken sevdiğim şeker paketlerini saklardım yıllarca hatta çok sevdiğim bir arkadaşımın aldığı çikolatanın paketini yıllarca  saklamışlığım vardır bir de üstüne tarih yazmıştım sanki o tarihi ezberlemek zorundaymışım gibi. Hala evimde anı dediğim böyle çöpler var. Kıyıp atamıyordum. İyice fark ettim ki sevdiklerimi ve anılarımı hatırlamam için eşyalara ihtiyacım yok. Aklımda ve kalbimde kalanlar en mühimleri zaten.

İşte böyle elimden çıkarmam gerektiğini fark ettiğim, gereksiz yük olan ama bir türlü kıyamadığım elime alıp alıp geri bıraktığım eşyalar için bir tür oyun oynamaya karar verdim.

theminimalists.com sitesinin yazarları sitelerinde bir oyun başlatmışlar. 1. gün 1 eşya 2. gün 2 eşya 3. gün 3 eşya şeklinde her gün elimizden gereksiz eşyaları çıkarıdğımız bir oyun. Gereksiz eşyalar bitene kadar sürecek. Sonra türk işi minimalizm blogunun ve youtube kanalının sahibi Hale hanım bu oyunu 30 günle sınırlayıp kendi versiyonunu yaptı. Birçok kişi de #turkisiminsgame etiketiyle instagramda ellerinden çıkanları paylaştı. Bu oyundan bahsettiği videosunu izlerken  vazgeçemediğim ama gereksiz olan eşyalarımı elimden çıkarabilmek için böyle bir oyuna ihtiyacım olduğunu düşündüm. Ancak bu oyunda bana uymayan 2 kısım vardı. 1.si benim zaten şimdiden gözüme batan (fazla kalemler fazla kıyafetler gibi) 40 50 parça çıkar en az.Bugün biri yarın ikisi derken bunların hepsinden kurtulmak için 9 10 gün beklemek saçma geldi. 2. bana uymayan kısımda şu. Ben ilk günlerde zaten vazgeçmesi daha kolay şeyleri elimden çıkaracağım son günlere geldiğimde vazgeçmesi zor olan 29 30 parçayı bir anda elimden çıkarmak daha zor olur diye düşündüm. Aklıma oyunu tersten oynamak geldi. Yani ilk gün 30 eşyayı sonraki gün 29 eşyayı elimden çıkartarak bir ay boyunca toplam 465 şeyden kurtulmayı planlıyorum. Böylece vazgeçilmesi daha zor ama gereksiz şeylere geldiğimde o günkü sayı 3 5 gibi küçük sayılar olur. Hem ilk günlerde 30 29 gibi çok sayıda eşyadan kurtulursam onların yarattığı ferahlığı daha fazla hissederim ve bana teşvik olmuş olur. Vazgeçeceğim 465 eşyam var mıdır bilmiyorum. Var mıdır varsa nedir bunları hepimiz görelim diye her gün elimden çıkardıklarımı nedenleriyle beraber paylaşacağım. Bakalım defalarca elimden geçirmeme rağmen gerçekten gereksiz 465 eşyam var mı? Gereksiz olduğunu bildiğim ama çeşitli anlamlar yükleyip kendime yük ettiğim eşyalardan kurtulmak için güzel bir deneme olacak gibi geldi bana. Bu tür oyunlar insanı teşvik ediyor.

Yazıyı bitirmeden bir iki tavsiye de vereyim. İnstagramda sadeleşme sürecini paylaşan birçok hesap var ancak ben şuan 2 tanesini çok faydalanarak takip ediyorum. 1.si tüm paylaşımlarını keşfettiğimde tek günde okuduğum, bakış açısını inanılmaz beğendiğim ve bana çok çok şey öğreten _iremyasar_ hesabı. Bu hafta o da kendi mutfağını ve mutfakta sadelikle ilgili önerilerini paylaştı. #iremlemutfakdetoksu etiketiyle instagramda mutfağını sadeleştirenler de paylaşım yaptı. Söylememe gerek yok belki ama yine de söyleyeyim çok samimiyetle öneriyorum bu hesabı kendisinin bile haberi yok. Reklam mı diye düşünen olursa diye söyleyeyim zaten benim reklamını yapmama ihtiyaç bile yok da söylemiş olayım. Aynı şekilde 2. çok sevdiğim hesap da sadeevim hesabı kendisinin youtube kanalı da var konuşmalı videolar attığı ve yakında kitabı çıkacakmış. Gerçekten okumak için sabırsızlanıyorum çünkü kendisi çok araştırıyor ve instagramında da çok güzel faydalı şeyler paylaşıyor.

Son olarak sadeleşmek ^moda^ oldu diye bunları yaptığımı düşünen olursa diye şunu da belirtmek istiyorum. Önceki yazılarımda anlattığım gibi bu benim içimden gelen ve beni ferahlatan bir süreçti. Bunun popüler ya da moda olduğunu ise çok yeni öğrendim. Sadeleşme sayfalarının gelen moda diye yapıyorsunuz eleştirilerine verdiği cevaplarla öğrendim aa popüler mi olmuş diyerek. Sonra youtube a bakıp ne kadar minimalizm konulu Türk videosu da olduğunu ve instagramdaki sayfaları görünce gerçekten anladım popülerleştiğini çünkü geçen sene ben bu sürece başlarken çok çok azdı bu sayı. Keşke hep böyle tüketimi azaltacak şeyler moda olsa.. .Çünkü reklamlar ve moda kavramıyla öyle yönlendiriliyoruz ki tüketim çılgını haline getirildik. Benimse amacım atıp atıp yenisini almak değil, sade yaşamayı eşyaya değil kendi zamanıma önem vermeyi öğrenebilmek.

Ben oyunuma şuan itibariyle başlıyorum. İnstagramda  #terstenminimalizmoyunu etiketiyle ve blogumda her gün paylaşıyor olacağım. Okulumun açılmasına tam 1 ay var ve bu 1 ayda ihtiyaç dışı bir şey almamaya da çalışacağım aldıklarımı ve elden çıkardıklarımı gün gün paylaşacağım. Eşyaya harcamadığım paralarla da kendime anı oluşturacak anlar satın almayı planlıyorum. Yeni bir yer görmek, güzel yerlere gitmek, sevdiklerimle eğlenmek veya ihtiyacı olan birini mutlu etmek gibi.

Huzurlu günler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder